Dağ kayağı sporcuları karlı dağ yamacında zirveye doğru tırmanırken
Dağ kayağı, adından da anlaşılacağı gibi dağcılık ile kayağın birleştiği bir kış sporudur. İngilizce’de “ski mountaineering” ya da kısaca “skimo” olarak bilinen bu branşta, hazır pistler yerine doğal karlı arazilerde hem yukarı tırmanır hem de aşağı kayarsın. Yani alışık olduğun teleferikle tepeye çıkıp aşağı kayma düzeni burada geçerli değil. Zirveye kendi gücünle ulaşır, sonra da aşağıya doğru süzülürsün.
Tur kayağı olarak da bilinen dağ kayağı, klasik alp kayağından çok farklı bir deneyim sunar. Pist dışı alanlarda, bakir kar örtüsü üzerinde, tamamen doğayla baş başa yapılan bir spordur. Hem fiziksel dayanıklılık hem de ciddi teknik beceri gerektirir. Deneyimli tur kayağı rehberi Yıldırım Seçmen’in deyimiyle, “pistte kaymayı iyice öğrenin, öyle gelin” denmesinin bir sebebi var: kayak tekniği olmadan bu sporda ilerlemek ciddi yaralanmalara yol açabilir.
2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları ile birlikte dağ kayağı, olimpiyat tarihinde yeni bir sayfa açıyor. 1998 Nagano’da snowboard’dan bu yana programa eklenen ilk yeni kış sporu olma özelliğini taşıyan skimo, bu yılın en çok konuşulan olimpiyat branşlarından biri haline geldi. Yarışmalar tam da bu hafta, 19 ve 21 Şubat’ta yapılacak.
Dağ kayağının kökleri, Avrupa Alpleri’nde ve İskandinavya’da karlı dağlarda seyahat etme ihtiyacına dayanır. Tarih öncesi dönemlerden beri insanlar kayaklarla dağlık arazilerde hareket etmiş, bu pratik zamanla hem askeri amaçlarla hem de rekreasyonel olarak gelişmiştir. 1800’lerin sonlarında İsviçre, Fransa, İtalya ve Avusturya’daki dağcılar, yüksek geçitlere ve kış zirvelerine ulaşmak için kayakları aktif olarak kullanmaya başladı.
Dağ kayağının modern tarihini anlamak için askeri devriye (military patrol) kavramına bakmak gerekir. Birinci Dünya Savaşı’nda Alp ordularının kış koşullarında asker, mühimmat ve iletişim malzemesi taşımak için kayaklara bel bağlaması, sporun rekabetçi boyutunun temelini attı. İtalya ve İsviçre’deki askeri birlikler, vadiler boyunca tüfek ve ağır çantalarla yarışarak kış eğitimlerini tamamlıyordu.
Bu askeri geleneğin resmi spor arenasına ilk yansıması, 1924 Chamonix Kış Olimpiyatları’ndaki askeri devriye yarışmasıydı. Kros kayağı, dağcılık ve atıcılığı birleştiren bu etkinlik, aynı zamanda modern biatlonun öncüsü olarak kabul edilir. Askeri devriye 1928, 1936 ve 1948 Olimpiyatları’nda da gösteri sporu olarak yer aldı.
Bilinen ilk resmi sivil dağ kayağı yarışması 1933 yılında İtalya’nın Aosta Vadisi’nde düzenlenen Trofeo Mezzalama’dır. Bu yarış, buzullar üzerinde 3.000 metrenin üzerinde rakımlarda koşulan, takımları fiziksel ve zihinsel sınırlarına kadar zorlayan bir dayanıklılık testidir ve bugün hala düzenlenmektedir.
Trofeo Mezzalama’nın ilginç bir hikayesi var: sadece erkeklere açık olan ilk edisyonu, sakatlanan bir sporcunun yerine onun üniformasını giyerek yarışan İtalyan kadın sporcu Paula Wiesinger kazandı. Wiesinger’ın kimliği yarış ortasında anlaşıldı, ancak bu onu durdurmadı. Kendisi daha sonra 1936 Kış Olimpiyatları’nda alp kayağında da yarıştı.
İkinci Dünya Savaşı öncesinde İsviçre Ordusu tarafından Dağ Tugayı 10’un operasyonel hazırlığını test etmek amacıyla kurulan Patrouille des Glaciers (Buzul Devriyesi), sporun bir diğer efsanevi yarışıdır. Üç kişilik takımlar halinde koşulan bu yarış, olumsuz hava koşulları nedeniyle üç katılımcının hayatını kaybetmesinin ardından askıya alındı, ancak 1983’te yeniden canlandırıldı ve o zamandan beri iki yılda bir düzenleniyor. İsviçre Ordusu’nun organize ettiği yarışta artık sivil takımlar da katılımcıların yarısından fazlasını oluşturuyor.
Fransa’nın Haute-Savoie bölgesindeki Pierra Menta ise “dünyanın en güzel dağ kayağı yarışı” olarak anılır. Dört etap halinde koşulan bu yarış, 85 kilometreyi aşan mesafe ve 10.000 metreyi bulan toplam yükseliş ile sporcuları acımasızca sınar. 2026’da 40. edisyonuna ulaşacak olan Pierra Menta, dağ kayağının Grand Tour’u sayılabilir.
Modern anlamda sporun kurumsallaşması 1980’lerde başladı. 1992’de Fransa, İtalya, Slovakya, Andorra ve İsviçre kayak federasyonları tarafından kurulan CISAC (Comité International du Ski-Alpinisme de Compétition), ilk Avrupa Şampiyonası’nı organize etti. İlk Dünya Şampiyonası 2002 yılında Fransa’da düzenlendi.
Uluslararası Dağ Kayağı Federasyonu (ISMF) 2007’de kuruldu ve bugün dört kıtada 56 üye federasyona sahip. ISMF, 2016 yılında Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) tarafından resmen tanındı.
Dağ kayağının olimpiyat yolculuğu, 2020 Lozan Gençlik Kış Olimpiyatları’nda başladı. Buradaki başarılı organizasyonun ardından IOC, Temmuz 2021’de yapılan oylamada dağ kayağını 2026 Milano-Cortina programına dahil etme kararını oy birliğiyle aldı.
Bu karar, skimo camiasında büyük heyecan yarattı. Özellikle İtalya, Fransa, İsviçre ve İspanya gibi Alp ülkelerinde köklü bir geleneğe sahip olan bu sporun olimpiyat sahnesine çıkması, yıllarca süren çabaların sonucuydu. Sporun olimpiyata alınmasının bir diğer önemli nedeni de seyirciye sunduğu görsellik: sprint yarışlarında tüm parkur tek bir noktadan izlenebiliyor ve altı sporcu aynı anda kafa kafaya yarışıyor. Bu, televizyon yayını için son derece heyecan verici bir format.
Milano-Cortina 2026, dağ kayağının olimpiyat programındaki ilk durağı. Sporun 2030 Fransız Alpleri Kış Olimpiyatları’nda da yer alması için çalışmalar şimdiden başlamış durumda.
Tüm dağ kayağı yarışmaları, Kuzey İtalya’nın Valtellina bölgesindeki Bormio kentinde bulunan Stelvio Kayak Merkezi’nde gerçekleştiriliyor. Dünyaca ünlü Stelvio pisti, 3.186 metre uzunluğu ve 987 metre yükseliş farkıyla dünyanın en zorlu kayak pistlerinden biri olarak tanınır. Aynı tesis, erkekler alp disiplini yarışlarına da ev sahipliği yapıyor.
Yarış takvimi:
19 Şubat 2026 (Perşembe): Kadınlar Sprint Finali ve Erkekler Sprint Finali 21 Şubat 2026 (Cumartesi): Karışık Bayrak (Mixed Relay)
Toplamda üç madalya etkinliği düzenleniyor. Erkekler ve kadınlar bireysel sprint yarışları ile karışık cinsiyetten oluşan bayrak yarışı.
Sprint yarışı, dağ kayağının en patlayıcı ve seyirci dostu formatıdır. Yaklaşık 500 metre uzunluğundaki kompakt bir parkurda koşulur ve her heat yaklaşık 3 ila 3,5 dakika sürer. Toplam yükseklik farkı yaklaşık 50-70 metre olsa da, sprint hızında yapılan bu tırmanış sporcuları fiziksel sınırlarına kadar zorlar.
Olimpiyatlardaki sprint formatı şöyle işliyor:
Her cinsiyette 18 sporcu yarışır. Eleme (qualifying) turu bulunmaz; tüm 18 sporcu doğrudan çeyrek finallere girer. Altışar kişilik üç grup (heat) halinde yarışılır. Her gruptan ilk üç sporcu yarı finale geçer. Geri kalanlar arasından en hızlı üç sporcu da “lucky loser” olarak bir sonraki tura dahil olur. İki yarı final yarışılır, her birinden ilk iki sporcu otomatik finale kalır. Kalan sporcular arasından en hızlı ikisi de finali tamamlar. Altı kişilik finalde madalyalar dağıtılır.
Parkur dört ana bölümden oluşur:
Geçişler (transitions), Formula 1’deki pit stop’lar gibi kritik öneme sahiptir. Tırmanış derilerini sökmek, bağlamaları kayak moduna geçirmek ve kayakları çantadan indirmek, saniyeler içinde yapılması gereken hassas operasyonlardır. Bir geçişte kaybedilen iki saniye, yarışın kaderini değiştirebilir.
Karışık bayrak yarışında her takım bir erkek ve bir kadın sporcudan oluşur. Sıralama kadın-erkek-kadın-erkek şeklinde ilerler ve her sporcu iki tur yapar. Takım başına toplam dört tur koşulur, her tur yaklaşık 7 dakika sürer. Yarışın toplam süresi yaklaşık 30 dakikadır.
Her tur, iki tırmanış (biri kayaklı, biri yaya) ve iki inişten oluşur. El değiştirme, tıpkı atletizmde olduğu gibi dokunarak yapılır. Son turdaki sporcu, finiş alanına derilerini takmadan doğrudan iner.
Olimpiyatlarda 12-18 takım doğrudan finale girer ve tek yarışla madalyalar belirlenir. Karışık bayrak, sprintın aksine dayanıklılık ve toparlanma kapasitesini de ön plana çıkarır: her sporcu iki kez koştuğu için ikinci turda kondisyon farkları çok belirgin hale gelir.
Dağ kayağı yarışlarında kullanılan ekipman, normal alp kayağından radikal biçimde farklıdır. Kayak-bağlama çifti minimum 750 gram (çift için 1.500 gram) olmalıdır. Yarış kayakları genellikle 61-75 mm genişliğinde, ultra hafif karbon yapılıdır. Dünyanın en hafif tur botu sadece 510 gram ağırlığındadır.
Tırmanış derileri (skins), kayağın tabanına yapıştırılan sentetik şeritlerdir. Tek yönde tutunarak ileri harekete izin verirken, geriye kaymayı engeller. Kayak uzunluğunun en az yüzde 50’sini kaplamalıdır.
Bağlamalar, tırmanış sırasında topuktan serbest kalır ve yürüyüş hareketi sağlar; iniş sırasında ise topuk sabitlenir. İtalyan Dynafit firmasının geliştirdiği “pin bağlama” sistemi, metal pimlerle çalışan minimalist yapısıyla sporun en büyük ekipman inovasyonlarından biri olarak kabul edilir. Yarış bağlamalarının ağırlığı 130 gramın altına düşmüş durumda.
Tüm sporcular yarış boyunca üç antenli çığ bipper’ı (avalanche transceiver), çığ sondası ve çığ küreği taşımak zorundadır. Rüzgar soğuğunun -20°C’nin altına düşmesi halinde yarış iptal edilir.
Subjektif puanlama veya karmaşık skor hesaplaması yoktur. İlk bitiren kazanır. Bu özellik, dağ kayağını seyirci açısından takip etmesi kolay ve heyecan verici bir branş yapıyor.
Eğer klasik kayak deneyimin varsa, dağ kayağının ne kadar farklı olduğunu anlamak önemli:
Tırmanış boyutu: Alp kayağında teleferik veya telesiyejle zirveye çıkarsın. Dağ kayağında ise tırmanışı kendi gücünle yaparsın. Bu, sporu bir dayanıklılık testine dönüştürür.
Ekipman ağırlığı: Alp kayağı ekipmanları ağır ve rijittir, çünkü kontrol ve hız önceliklidir. Bir alp kayağı botu 1.500-2.000 gram civarındayken, yarış skimo botu 510 grama kadar düşebilir. Her gram, tırmanışta fark yaratır.
Pist ve arazi: Alp kayağı bakımlı pistlerde yapılır. Dağ kayağı ise doğal, bakımsız ve öngörülemeyen arazilerde koşulur.
Fiziksel gereksinim: Alp kayağı teknik beceri ve refleks ağırlıklıdır. Dağ kayağı ise bunlara ek olarak üst düzey kardiyovasküler dayanıklılık gerektirir. Alman dağ kayağı takım doktoru Dr. Volker Schöffl’e göre dağ kayakçıları, tüm sporcular arasında acı eşiği en yüksek olanlardan biridir.
Yarış formatı: Alp kayağında bireysel zamanlı inişler yapılır. Dağ kayağı sprintinde ise altı sporcu aynı anda, kafa kafaya yarışır. Bu da çok daha fazla drama ve heyecan anlamına gelir. Dağ kayağı ile kros kayağının sprint formatı arasında benzerlikler taşıması tesadüf değil; ISMF, formatı bilinçli olarak kros kayağından uyarlamıştır.
Dağ kayağı yapmak için özel ekipmanlara ihtiyacın var. İşte temel malzemeler:
Dağ kayağı (tur kayağı): Normal kayaklara göre daha kısa, hafif ve dar olabilir. Yarış kayakları genellikle 65-75 mm taban genişliğindedir, karbon fiber ve ultra hafif ahşap kombinasyonuyla üretilir. Burun kısmında delik ve arka kısmında çentik bulunur; bunlar tırmanış derisinin takılmasını sağlar. Freeride tur kayakları ise 90-100 mm genişliğe çıkabilir; taze karda yüzme ve teknik inişler için daha fazla güven sunar.
Bağlama: Tırmanış ve kayma olmak üzere iki farklı konuma geçebilen özel bağlamalardır. Pin bağlama sistemi (Dynafit patenti), metal pimlerle minimum ağırlık ve maksimum hareket özgürlüğü sağlar. Yarış bağlamalarında ağırlık 130-200 gram aralığındadır. Güvenlik fren sistemi, kayak ayrıldığında kayağın yamacı yuvarlanmasını engeller.
Tırmanış derisi (skins): Kayağın tabanına yapıştırılan sentetik şeritler. Tek yönde tutunarak ileri harekete izin verirken, geriye kaymayı engeller. Sprint yarışlarında derilerin hızla sökülmesi kritik öneme sahiptir; yarış derileri bu nedenle özel yapıştırma ve çıkarma mekanizmalarıyla donatılmıştır.
Dağ kayağı botu: Hem yürüyüş hem kayak yapabilecek esneklikte, alp botlarına göre çok daha hafif botlardır. Karbon fiber yarış botları 510 grama kadar düşebilir. Walk/ski modu geçişi, topuk hareketini serbest bırakır veya kilitler.
Sırt çantası: Sprint yarışlarında kayakların hızlı ve güvenli bağlanması için özel tasarlanmış ultra hafif çantalar (yaklaşık 220 gram) kullanılır. Asimetrik cep tasarımı, kayakların doğru ve dengeli yerleşmesini sağlar.
Teleskobik baton: Tırmanış ve inişte farklı uzunluklara ayarlanabilen batonlar. Sprint batonları özel kavrama ve ultra sert şafta sahiptir.
Güvenlik ekipmanları: Çığ sondası, çığ küreği, çığ bipper’ı (avalanche transceiver) ve kask. Özellikle doğada yapılan tur kayağında hayati önem taşır. Olimpiyat yarışlarında da taşınması zorunludur.
Oriol Cardona Coll (İspanya): Erkekler sprintinde en güçlü favori. Üst üste iki kez dünya sprint şampiyonu olan 31 yaşındaki İspanyol sporcu, Bormio’daki olimpiyat test etkinliğini de kazandı. Ayrıca 2024-25 sezonunda ISMF Dünya Kupası sprint şampiyonluğunu elde etti. İspanya, kış olimpiyatlarında 54 yıldır altın madalya kazanamamış durumda; Cardona Coll bu serüveni sona erdirmeye en yakın aday. Olimpiyat Dayanışma Programı sporcusu olan Cardona Coll, Banyoles doğumlu.
Thibault Anselmet (Fransa): Üst üste üç kez genel Dünya Kupası şampiyonu. Dünya şampiyonasında iki kez Cardona Coll’un arkasından gümüş madalya almış. Babasının da eski bir uluslararası dağ kayakçısı olması dikkat çekici bir detay. Aynı zamanda tutkulu bir yaban hayatı fotoğrafçısı. Karışık bayraktaki başarıları da göz dolduruyor: son iki dünya şampiyonluğunu ve 2022 Avrupa Şampiyonası altınını kazanmış.
Emily Harrop (Fransa): Kadınlar tarafında açık ara favori. 2024-25 sezonunda tüm Dünya Kupası sprint yarışlarını kazanarak art arda dördüncü genel kupasını aldı. 2025 Dünya Şampiyonası’nda üç disiplinde podyuma çıktı. Bormio test etkinliğinin de galibi. Eski bir alp kayakçısı olan Harrop, 1992 Albertville Kış Olimpiyatları’na ev sahipliği yapan Fransız Alpleri’nde büyümüş. Sakatlıklarla dolu kariyerinde her seferinde güçlü bir şekilde geri dönmesiyle tanınıyor.
Marianne Fatton (İsviçre): Dünya sprint şampiyonu. Harrop’un en güçlü rakibi olarak gösteriliyor.
Caroline Ulrich (İsviçre): Çift Gençlik Olimpiyatları şampiyonu. Genç yaşına rağmen büyükler kategorisinde de güçlü performanslar sergiliyor.
Fransa (Harrop/Anselmet): 2025 Dünya Şampiyonası galibi. Aralarındaki uyum ve bireysel güçleri, onları birinci favori yapıyor.
İspanya (Cardona Coll/Ana Alonso Rodriguez): Dünya Kupası şampiyonu ve test etkinliği galibi. Ana Alonso Rodriguez, Ekim 2025’te bisiklet kazasında ön çapraz bağ (ACL), iç yan bağ (MCL) yırtığı, ayak bileği kırığı ve omuz çıkığı yaşadı. Ancak sadece üç ay içinde antrenmanlara dönerek inanılmaz bir toparlanma sergiledi. Rodriguez, kariyerinde daha önce de 2017 Pierra Menta’da bacağını kırmış ve iki kalp ameliyatı geçirmişti. Milano-Cortina’da resmi sporcu profilinde aktif olarak yer alıyor. İkili, İspanya’ya 54 yıl sonra ilk kış olimpiyatları altınını kazandırmayı hedefliyor.
ABD (Cameron Smith/Anna Gibson): Aralık 2025’te Utah Solitude’daki ISMF Dünya Kupası etkinliğinde tarihi bir zafer kazanarak kotayı son anda elde ettiler. Bu galebe, Amerikalıların Dünya Kupası tarihindeki herhangi bir disiplindeki ilk zaferi oldu.
Olimpiyat programında yer almasa da sporun tarihinde öne çıkan isimlerden bahsetmekte fayda var. İtalyan Robert Antonioli, Dünya Şampiyonası’nda yedi altın madalya kazanmış en başarılı erkek sporculardan biri. Fransız Axelle Gachet-Mollaret ise 13 dünya şampiyonluğuyla tüm zamanların en başarılı kadın dağ kayakçılarından biri olarak kabul ediliyor. İtalyan Alba de Silvestro da dokuz Dünya Şampiyonası madalyasıyla dikkat çeken bir isim.
Dağ kayağı Türkiye’de Türkiye Dağcılık Federasyonu (TDF) bünyesinde yönetiliyor ve ISMF’ye bağlı bir disiplin olarak gelişiyor. Ülkemizde bu sporun yarış geçmişi 2009 yılına dayanıyor. TDF her yıl ulusal şampiyonalar düzenliyor ve milli takım seçmeleri gerçekleştiriyor.
Aralık 2025’te Kayseri Erciyes’te düzenlenen gençler ve büyükler dağ kayağı milli takım seçmeleri, Türkiye’nin bu branştaki gelişiminin somut bir göstergesi. Türkiye, Milano-Cortina 2026’da dağ kayağı branşında kota alamamış olsa da, sporun ülkedeki gelişimi hız kesmeden devam ediyor. Türkiye, olimpiyatlara 9 sporcuyla (buz pateni, kayak ve para kayak branşlarında) katılıyor.
İki kavramı ayırmakta fayda var: günümüzde “dağ kayağı” daha çok yarışma formatındaki spor branşını ifade ederken, “tur kayağı” ise bakir yamaçlardan kayma keyfine odaklanan rekreasyonel aktiviteyi tanımlar. Her ikisi de aynı ekipman ve temel teknikleri paylaşır.
Türkiye, coğrafi yapısı itibarıyla dağ kayağı için zengin bir potansiyele sahip. Deneyimli tur kayağı rehberlerinin ifadesiyle, “yurt dışında o kadar çok insan tur kayağı yapıyor ki bakir alan bulmak imkansız; bizim dağlarımızın her yeri bakir ve tertemiz.” Başlıca rotalar:
Kaçkar Dağları (Rize/Artvin): Türkiye’nin dağ kayağı ve heliski merkezi. 3.932 metreyle Karadeniz’in en yüksek noktasına sahip Kaçkar sıradağlarında, 6.000 kilometrekarelik alanda 400’den fazla kayıtlı kayak pisti bulunuyor. Ayder Yaylası merkezli heliski operasyonları 2003’ten beri devam ediyor. UIAGM sertifikalı rehberler eşliğinde, helikopterle 2.200-3.500 metre rakımlara çıkılıp bakir yamaçlarda kayılıyor. Kavran, Ceymakçur ve Avucur vadileri en popüler rotalar arasında. Kaçkarlar, kar kalitesi ve istikrarı açısından dünyanın en iyi heliski alanlarından biri olarak gösteriliyor.
Palandöken Dağları (Erzurum): Türkiye’de dağ kayağının en aktif yapıldığı bölge. Her hafta sonu tur kayağı yapanları görmek oldukça sıradan. Kayak merkezi altyapısının yakınlığı, lojistiği kolaylaştırıyor.
Erciyes Dağı (Kayseri): Uluslararası ISMF yarışlarına ev sahipliği yapmış, 2025 Aralık’ta milli takım seçmeleri burada düzenlenmiş. Volkanik yapısı sayesinde geniş ve açık yamaçlar sunuyor.
Aladağlar (Niğde): Teknik rotalarıyla ileri seviye kayakçılara hitap ediyor. 8-10 saatlik günübirlik turlar yapılabiliyor, çadır konaklamasına gerek kalmıyor. Deneyimli kayakçıların “45 yıldır çok yerde tur yaptım ama bu en iyisiydi” dediği rotalar barındırıyor.
Ağrı Dağı: Çadır konaklamalı çok günlük dağ kayağı turları için tercih ediliyor. Üç gece çadır konaklaması gerektiren, Türkiye’nin en uzun tur kayağı rotalarından birini sunuyor.
Van Bölgesi Dağları (Artos, Süphan, Nemrut): Keşfedilmeyi bekleyen bakir rotalar. Yabancı kayakçıların da ilgisini çeken, az bilinen ama kaliteli parkurlar içeriyor.
Hasan Dağı, Antalya Saklıkent ve Tunç Dağı da tur kayağı yapılan diğer önemli noktalar arasında.
Dağ kayağına başlamak için TDF’nin her yıl açtığı eğitimlere katılabilirsin. Dağcılık lisansına sahip ve temel dağcılık eğitimi almış herkes bu eğitimlere başvurabilir. TDF eğitimlerinde öncelik, kayak bilmektir. Eğitim programları ekipman kullanımı, tırmanış teknikleri, iniş teknikleri ve en kritik konu olan çığ güvenliğini kapsar.
Çığ güvenliği konusu özellikle vurgulanmalı: dağ kayağının en büyük riski çığdır. Olası çığ riskini analiz etmek, rotayı belirlemek, çığda kalan birini aramak ve kurtarmak hayati önem taşır. TDF eğitimlerinde bunların tamamı öğretiliyor.
Türkiye’de Milano-Cortina 2026 Kış Olimpiyatları TRT Spor Yıldız kanalında ücretsiz olarak izlenebiliyor. Yayınlar ayrıca EuroSport ve HBO’da da kesintisiz şekilde sürüyor.
Dağ kayağı yarış saatleri (Türkiye saatiyle):
19 Şubat 2026 (Perşembe) – Sprint: Kadınlar sprint eleme: 11:50 Erkekler sprint eleme: 12:30 Kadınlar yarı final: 14:55 Erkekler yarı final: 15:25 Kadınlar sprint finali: 15:55 Erkekler sprint finali: 16:15
21 Şubat 2026 (Cumartesi) – Karışık Bayrak: Karışık bayrak finali: 15:30
Dağ kayağı, son on yılda profesyonelleşme sürecinde büyük bir sıçrama yaşadı. Daha hafif ekipmanlar, daha derin yarış kadroları ve daha kısa, seyirciye dönük formatlar bu büyümeyi hızlandırdı. 2025 Dünya Şampiyonası’nda Fransa 10 madalya (dört altın), İsviçre yedi madalya (üç altın) kazandı; bu durum sporun Avrupa’daki derinliğini gösteriyor.
ABD’de dağ kayağı federasyonu (USA Skimo) sadece on yıl önce kurulmuş olmasına rağmen, Cam Smith ve Anna Gibson’ın Aralık 2025’teki tarihi Dünya Kupası zaferi, sporun Avrupa dışında da hızla yayıldığının kanıtı.
Azerbaycan’ın Shahdag kayak merkezinde 4-8 Mart 2026’da düzenlenecek Avrupa Şampiyonası, sporun coğrafi yayılımının bir göstergesi. Türkiye’nin de bu şampiyonada gençler kategorisinde sporcu çıkarma potansiyeli bulunuyor.
Evet. Dağ kayağı ve tur kayağı aynı sporu ifade eder. Resmi adı “dağ kayağı”dır, ancak pratikte “tur kayağı” terimi de yaygın şekilde kullanılır. Günümüzde dağ kayağı daha çok yarışma formatını, tur kayağı ise rekreasyonel boyutu ifade etmek için tercih ediliyor.
Skimo, “ski mountaineering” ifadesinin kısaltmasıdır. Uluslararası dağ kayağı camiasında ve medyada yaygın olarak kullanılan gayri resmi bir terimdir.
2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları’nda ilk kez olimpiyat programına dahil edildi. Gençlik Kış Olimpiyatları’nda ise ilk kez 2020 Lozan’da yer almıştı.
Her doğa sporu gibi dağ kayağı da belirli riskler taşır. En büyük risk çığ tehlikesidir. Bu nedenle dağ kayağı yapmadan önce mutlaka eğitim almak, gerekli güvenlik ekipmanlarını taşımak ve deneyimli kişilerle birlikte hareket etmek gerekir. Olimpiyat yarışlarında ise kontrollü bir parkurda yapıldığı için risk minimumda tutulur.
Üç madalya etkinliği: erkekler sprint, kadınlar sprint ve karışık bayrak (mixed relay).
Henüz resmi bir karar açıklanmamış olsa da, sporun 2030 Fransız Alpleri Kış Olimpiyatları’nda da yer alması için çalışmalar devam ediyor. Fransız Alpleri’nin dağ kayağının beşiği olduğu düşünülürse, bu olasılık oldukça yüksek.
Türkiye Dağcılık Federasyonu (TDF) her yıl tur kayağı eğitimleri açıyor. Dağcılık lisansına sahip ve temel dağcılık eğitimi almış herkes başvurabilir. Ayrıca deneyimli tur kayağı rehberleriyle özel eğitim almak da mümkün.
Pistte iyi düzeyde kayma tekniğine sahip olman gerekiyor. Tur kayağı, off-piste (pist dışı) kayak becerisi gerektirdiği için temel kayak eğitimini tamamlamış olmak ön koşuldur.
Milano Cortina 2026 Kış Olimpiyatları, spor dünyasının en prestijli organizasyonlarından biri olmanın ötesinde, küresel moda…
Almanya'nın futbol kalbi 28 Şubat 2026 Cumartesi akşamı Signal Iduna Park'ta atacak. Bundesliga'nın 24. haftasında…
İngiltere Premier Lig'in 2025-26 sezonu, futbol tarihinin en heyecan verici şampiyonluk yarışlarından birine sahne oluyor.…
İtalya Serie A'nın 2025-26 sezonu, futbolseverlerin heyecanla beklediği Derby d'Italia mücadelesine sahne oluyor. 14 Şubat…
Galatasaray Spor Kulübü, Türk sporunun lokomotifi olma misyonunu kadın branşlarında attığı dev bir adımla perçinledi.…
Fenerbahçe camiası, son dönemde büyük bir heyecanla beklediği forma numarası değişikliği konusunda Türkiye Futbol Federasyonu’ndan…